21 Ocak 2013 Pazartesi

Gelin Manikürü

Merhabalar. Süslü gelinler buraya Sizlere süslü süslü gelin manikürü resimlerini paylaşıyorum Ben ilk resimdekini çok beğendim çok çok tatlı Diğerleri de çok süslü değil mi Sevgiler prensesler.



19 Ocak 2013 Cumartesi

Prensesin Masalı 1 Yaşında !


Merhabalar herkese... Bugün bloğum 1 yaşına girdi :) Bir senedir aynı istekle, aynı heyecanla bloğumda sevdiğim şeyleri paylaşıyorum. Her bir üye için, her bir yorum için çok mutlu oluyorum. Hep düşünüyordum böyle bir blog açmayı. Sonunda tam geçen sene bugün bloğumu açmaya karar verdim. İyi ki de açmışım. Ne kadar güzelmiş blogger olmak, hiç tanımadığım insanlardan yorum almak, blog arkadaşlığı yapmak :) 

 1 yıl içinde yazılarımı okuyan, değerli yorumlarını eksik etmeyen herkese çok teşekkür ederim. Nice yıllara inşallah. Hepiniz benim prenseslerimsiniz :) Prensesin Masalı'nı takip etmeye devam edin :) 

Bloğum ve sizler iyi ki varsınız :) 

Happy Birthday Prensesin Masalı 

 
 






18 Ocak 2013 Cuma

15 Ocak 2013 Salı

Yeni Kırmızı Pabuçlarım

Hiç aklımda yokken gördüğüm bu kırmızı ayakkabıyı çok sevdim. Kalın topuklarıyla nostaljik bir havası var :) Lcw den aldığım bu kırmızı ayakkabıyı severek giyeceğim : ) ;) 



13 Ocak 2013 Pazar

Hint Takıları

Nasıl seviyorum ben Hint takılarını, kıyafetlerini bir bilseniz... Almanya'da Hindistanlı çok yakın bir arkadaşım var. Ne şanslıyım ki bana Hindistan'dan böyle takılar getirmişti :) 



8 Ocak 2013 Salı

Serenad

Almanya'da kütüphaneden aldığım Serenad kitabını okudum. İşte kitabın özeti. Sevgiler :) :)

“Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!” (Serenad sf. 88 )


Her şey, 2001 yılının Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul Üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya Duran'ın (36) ABD'den gelen Alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i (87) karşılamasıyla başlar.

1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmış olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile'ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikâyesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir.

Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken, ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay, bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor.

Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli'nin romancılığının en temel niteliklerinden biri yine başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz Dengesi.


MAXİMİLLİAN İLE NADİA'NIN HİKAYESİ
Nazi Almanya’sında, Hitler döneminde bir üniversite öğretim üyesi olarak çalışan ari Alman olan Wagner, Yahudi bir genç kıza aşık olur. Bu genç kızın adı Nadia’dır. Max ve Nadia evlendikten sonra Nadia “Deborah” ismini alarak Yahudi kimliğini saklamaya çalışır. Hitler’in dayattıkları, artık dayanılmaz hale gelip de Scurla Raporu ile Deborah’ın gerçek kimliğinin ortaya çıkma korkusundan dolayı Max ve Deborah Paris’e gitmeye ve orada özgürce yaşamaya karar verirler. 

Ancak olaylar istedikleri gibi gelişmez. Max’ın bir anlığına Nadia’nın yanında olmadığı sırada Nadia’nın Yahudi geçmişi anlaşılarak, trenden indirilmiştir. Max mecburen Nadia’sız Fransa’ya gelmiş, oradan da pek çok Yahudi arkadaşlarının bulunduğu İstanbul’a geçmiştir.


İstanbul’a geldikten sonra Max aynı zamanda hamile olan karısını Hitler’in işkencelerinden kurtarmak için pek çok yola başvurduysa da sonuç alamaz. Karısı “Struma” adlı gemiye biner. Yanında Katolik olduğunu gösteren Max’ın temin ettiği belgeler de vardır. Gemi arıza yapması nedeniyle İstanbul’da demir atar. Ancak gemiden kimsenin inmesine izin verilmez. Gemi iki buçuk ay İstanbul açıklarında kaldıktan sonra Ruslar tarafından havaya uçurulur. Gemideki Nadia da hayatını kaybeder. 

Max’ın Şile sahilinde kemanla çaldığı parça Nadia için bestelediği ve evlenme teklif ederken çaldığı parçadır. Wagner bu parçayı Schubert’in Serenad’ından esinlenerek büyük aşkı Nadia’ya yazmıştır.Şile’ye gittikleri gün olan 24 Şubat ise Nadia’nın ölüm yıldönümüdür. Dinlediği bu gerçek hayat hikayesi Maya’yı derinden etkiler.


Struma Gemisi


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...